| res : (tek.), (çoğ.), (Lat.) şey, belirli bir şey, mesele, konu. res judicata (Lat.), (huk.) mahkemece karar verilmiş mesele. rest : the (ile) kalan miktar, kalanlar, geri kalan (kıs.)ım. all the rest kalanların hepsi. as for the rest kalanına gelince. rest : dinlenmek, nefes almak: rahat etmek, istirahat etmek; yatmak, oturmak; uyumak; ölmek; dayanmak, dayalı olmak; (huk.) bir davada taraflardan birinin davaya ait butün delilleri anlattığını bildirmek; güvenmek, itimat etmek; kalmak; dinlendirmek, rahat ettirmek; dayamak, yaslamak; koymak. His eyes rested on it Gözleri ona dikildi. rest'ingplace konak yeri; mezar. rest : rahat, istirahat, dinlenme, yatma; oturma; sükun, hareketsizlik; uyku; asayiş, ruh sukunu; durak, dinlenme yeri; ölum; (müz.) fasıla, durak işareti, es; dayanak, dayanacak şey, mesnet .rest cure, rest treatment (tıb.) dinlenme usulü ile tedavi. rest day dinlenme günü (özellikle pazar günü) rest room tuvalet at rest hareketsiz; rahatta; olmuş. go to rest dinlenmek, yatmak lay to rest gömmek, defnetmek. whole rest (müz.) dörtlük es. resin : sakız, çam sakızı, reçine. resiniferous sakız hasıl eden, sakız verir. resinol renksiz reçineli alkol; cilt kaşınmasına karşı kullanılan sarı bir yağ. resinous sakız nevinden, sakızlı, sakızdan çıkan. resiny sakızlı, sakız gibi. Reset : (bilg.) Sıfırlamak, Yeniden Başlatmak resp. : (kıs.) respective, respectively, respondent. reside : oturmak, ikamet etmek, sakin olmak, mukim olmak. resist : karşı durmak, mukavemet etmek; dayanmak, tahammül etmek; bir yüzeyi paslanma veya çürümeden korumak için sürülen bir madde; kumaş boyacılarının kullandığı tutkal gibi ve kimyasal tesire karşı gelen madde. Resize : (bilg.) Yeniden Boyutlandırmak Rescan : (bilg.) Yeniden Taramak rescue : kurtarmak, imdadına yetişip kurtarmak; kurtuluş; kurtarış, imdadına yetişme. resect : (tıb.) yarıp parçasını çıkarmak. resection (tıb.) yarıp bir uzvun parçasını çıkarma. reseda : muhabbetçiçeği, (bot.) Reseda odorata. resent : bir şeyden dolayı kızmak, gücenmek, bir şeye içerlemek. resole : pençe vurmak. resorb : tekrar emmek. resort : gitmek, (sık sık) gitmek; ("to" ile ) baş vurmak, müracaat etmek, başka çare kalmayınca kullanmak. resort : sık sık gidilen yer, ahalinin toplandığı yer, gezinti ve dinlenme yeri; mesire; çare, merci, baş vuracak yer, sığınacak yer; yardımına baş vurulan kimse; sık sık gitme. last resort son merci; son çare. summer resort sayfiye, yazlık, yazın gidilen yer. result : (sık sık) in (ile) çıkmak meydana gelmek, varmak: sonuçlanmak: netice, sonuç, son, akıbet, semere, mahsul. Result : (bilg.) Sonuç resume : hulasa, özet. resume : eski halini almak; yeniden başlamak veya devam etmek; geri almak: yeniden kullanmaya başlamak. Resume : (bilg.) Yeniden Başlamak, Yeniden Başlatmak residue : kalan şey, artık, fazla şey; (huk.) ölmüş kimsenin bütün borçları ve vasiyetleri ödendikten sonra geriye kalan tereke. rescind : lağvetmek, feshetmek, iptal etmek, kaldırmak. reserve : ihtiyaten saklamak, ilerisi için saklamak; hakkını muhafaza etmek. reserve : ihtiyat olarak saklanan şey; çekinip sıkılma ve açılamama; ilgisizlik, kayıtsızlık; ağız sıkılığı; (ask.), (çoğ.) yedek askerler; (çoğ.) yedek kuvvet; ihtiyat akçesi; orman olarak ayrılan araziç reserve air (biyol.) ciğerde daima bulunan hava kalıntısı. reserve fund ihtiyat akçesi. reserve of ficer yedek subay, ihtiyat zabiti. in reserve ihtiyat olarak saklanılmış. without reserve çekinmeyerek; şartsız. Reserve : (bilg.) Ayırmak, Korumak resolve : karar vermek, tasarlamak; karar vermesine sebep olmak; parçalara ayırıp incelemek; çözmek; halletmek, açıklamak; oy ile kararlaştırmak; iyi yönde değiştirmek; (müz.) çözmek; (tıb.) eritmek; karar, niyet, tasarlama. resolve on karara varmak. resolve one' doubts şüphelerini yok etmek. resolvable halledilebilir, çözümlenebilir. Resolve : (bilg.) Çözmek resound : çınlamak, ses vermek, sesle dolmak, yankılamak; yayılmak, yaygın olmak. respect : münasebet, yön, husus; hürmet, saygı, itibar, hatır sayma; uyma; (çoğ.) hürmetler, selâmlar, saygılar. pay one' respects saygılarını sunmak. with respect to, in respect to göre, konusunda, -e gelince . respect : hürmet etmek, hürmete lâyık saymak; saygı göstermek; ilgisi olmak. respecter of persons kişilere rütbesine göre değer veren kimse. respire : teneflüs etmek, nefes almak, soluk almak; dinlenip tekrar kuvvet ve cesaret bulmak. respite : mühlet, tehir, geçici olarak erteleme; (huk.) idam hükmünün infazını geçici olarak erteleme; dinlenme vakti, tatil, paydos; alacaklının borçluya tanıdığı zaman; mühlet vermek, tehir etmek ertelemek . respond : Kitabı Mukaddes okunduktan sonra cevap yerine söylenilen sözler; (mim.) bir kemerin ağırlığını karşılamak amacı ile duvar içine konan yarım direk veya sütun. respond : cevap vermek; karşılık verme. respondence, respondency cevap verme, karşılık verme. respondent cevap veren, karşılık veren; cevap veren kimse; (huk.) savunan kimse (bilhassa boşanma davalarında) Restart : (bilg.) Yeniden Başlatmak restful : rahat verici, dinlendirici; rahat, sakin. restfully rahat rahat, sükunetle. restfulness rahat, sükün. restive : inatcı; sabırsızlanan, rahat durmaz. restively sabırsızlanarak. restiveness sabırsızlık. restore : iade etmek; geri vermek; eski haline koymak, onarmak, restore etmek, yenilemek: iyileştirmek, sıhhatini iade etmek, sağaltmak; eski mevkiini iade etmek; bozulmuş yerini onarmak (resim); zararı ödemek. restorable yeniden sağlanabilir; onarılabilir; iade edilir. Restore : (bilg.) Geri Yükleme, Geri Yüklemek resurge : tekrar çıkmak, tekrar baş göstermek: yeniden dirilmek. resurgence yeniden dirilme. resurgent yeniden dirilen. resident : oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); bir yerde oturan kimse, yerli; bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili. Resident : (bilg.) Yerleşik residual : fazla ve artakalan, artık; artık, artan şey; (mat.) iki hesap sonucu arasındaki fark; gözlem ve hesap sonuçları arasındaki fark; (A.B.D.) tekrar kullanılan bir filim veya plak için ödenen para. residuum : (çoğ.) -ua) artan şey; kimyasal bir işlemden artakalan madde, tortu; ölmüş bir kimsenin borç ve masrafları ödendikten sonra geriye kalan mal veya para. rescript : emir, tebliğ. research : dikkatle arama, derin araştırma, inceden inceye tetkik; tetkik neticesinde çıkarılan eser; dikkatle araştırmak, ince tetkikat yapmak. Reseller : (bilg.) Satıcı resemble : benzemek, müşabih olmak, andırmak. resemblance benzeyiş, müşabehet. reserved : başka zaman veya muayyen bir kimse için saklanılmış; çekingen; ağzı slkı; vakur. resolute : azimkar, kararlı, sebat ve metanet sahibi, kuvvetli; yiğit, cesur. resolutely azimle, kararlı olarak, sebat ve metanetle. resoluteness azimkârlık, azim, kararlılık, metanet; yüreklilik; cesaret. resolved : azimli, kararlı; kararvermiş veya verilmiş. resonate : çınlamak, yankılamak. resource : kaynak; çare; dayanak; (çoğ.) araçlar, olanaklar, mali vasıtalar; halletme yeteneği. inner resources manevi kuvvet. natural resources doğal kaynaklar. Resource : (bilg.) Kaynak response : cevap; yanıtlama; tepki; papazın okuduğu şeye cevap olarak ahali veya okuyucuların terennüm ettiği veya soylediği parça. restless : hiç durmayan, dinmeyen, hiç rahat durmaz: uyuyamaz, uykusuz: rahatsız: vesvessli: değişiklik isteyen, hareketsiz kalamayan. restlessly rahat durmadan. restlessness hareketsiz kalamama. restrain : tutmak, geri tutmak, zaptetmek, yasaklamak, sımrlamak. restrainable zaptedilebilir. restrict : kısltlamak, bağlamak, sınırlamak; elini bağlamak: tahdit etmek, hasretmek. restrictive kısıtlayıcı, bağlayıcı, sınırlayıcı. Restrict : (bilg.) Sınırlamak residence : oturma, ikamet; ev, mesken, hane, ikametgâh; yer; ikamet müddeti. declaration of residence ikamet beyannamesi. residence permit ikamet tezkeresi. residency : bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas devresi. residuary : fazla ve artakalan, artık. residuary clause (huk.) bir vasiyetnamede malın taksiminden sonra geriye kalan (kıs.)mın tahsisi hakkındaki hüküm. residuary estate mal bölümünden sonra açıkta kalan mülk. residuary legatee malın taksiminden sonra kalan servetin vârisi. resilient : geriye fırlayan, seğirdim yapan; uzanıp (kıs.)alan, elastiki, esnek; çabuk iyileşir (bünye) resistant : karşı gelen, direnen, mukavemet eden (şey veya kimse) resistive : mukavemet eden, mukavemet kabilinden, dirençli. resistivity mukavemet kuvveti, (fiz.) özdirenç. resentful : bir şeye kızmış, gücenik. resentfully içerleyerek. reserpine : (ecza.) rezerpin. reservoir : su haznesi, su deposu, sarnıç, bent; hazne; havza; depoda saklanan ihtiyat eşya; hazne veya depoda saklamak. resoluble : erir, eritilebilir; çözülebilir. resolvent : bir şeyi öğelerine ayırma gücü olan; eritici madde; (tıb.) bir şişi gidermeye yarayan hazır ilâç. resonance : sesi aksettirme, yankılama; sesi uzatıp şiddetlendirme özelliği, tınlama. resonance box keman gövdesi gibi sesi şiddetlendiren kutu. resonant sesi aksettiren, yankılayan; tannan. resonator : sesi aksettirici alet veya cisim; elektrik akımını yankılayan cihaz. resthouse : dinlenme evi, konak yeri. restraint : menetme: tahdit, sınırlılık; tutukluluk: kendini tutma; sıkılma çekinme. restraint of trade ticareti kısıtlama veya narh koyma. resultant : meydana gelen, neticesi olan; sonuç; (fiz.) iki ayrı kuvvetin bileşkesi. resurrect : yeniden diriltmek; yeniden canlandırmak: mezardan çıkarmak; unutulmuş veya kaybolmuş şeyi yeniden meydana çıkarmak. Resiliency : (bilg.) Dayanıklılık resistible : karşı konulabilir, dayanılabilir, mukavemet edilebilir. resistibil'ity mukavemet kuvveti, dayanma imkânı. resistless : dayanılmaz, karşı durulmaz. resistsnce : mukavemet, direnme; karşı gelme; mukavemet eden kuvvet; (elek.) mukavemet, direnç, rezistans. resistance box (elek.) rezistans kutusu. resistance coil (elek.) rezistans bobini. passive resistance pasif direniş. rescission : ilga, fesih, kaldırma. resentment : kızma, gücenme, darılma, içerleme. resolution : çözme; ayrışma; (müz.) çözüm; çözülüm; sebat, metanet, azim, karar; teklif, önerge, önerme, resmi karar; cesaret, mertlik. Resolution : (bilg.) Çözünürlük resorption : emme, emilme. respectful : hürmet gösteren, saygılı, hürmetkâr. respectfulness hürmetkârlık. respective : her biri kendisinin olan, ayrı ayrı. They went to their respective homes. Her biri kendi evine gitti. respectively zikredildikleri sıra ile, birisi birine ve diğeri ötekine ait olmak üzere . respirable : teneffüs edilebilir. respirabil'ity teneffüs edilebilme . respirator : teneffüs olunan havayı ısıtmak veya temizlemek için ağız veya buruna geçirilen alet, respiratör. responsive : cevap vermeye hazır, hevesli; uyumlu; cevap kabilinden, mukabele gibi. responsively hevesli olarak. responsiveness heveslilik. restaurant : lokanta. restharrow : kayışkıran, saban kıran, (bot.) Ononis hircina. resumption : yeniden başlama veya devam etme: geri alma. residential : ikamete yarar, içinde oturulur, ikamete mahsus. residential quarter bir şehirde ikametgahların çok olduğu semt. reservation : yer ayırtma, ayırtılmış yer; açığa vurmama, fikrinin hepsini söylememe; hıfız, muhafaza, bilhassa şahsı için saklama; şüphe; şart, ihtiraz kaydı; (A.B.D.) bilhassa kızılderililer için ayrılmış arazi parçası. resourceful : becerikli. respectable : hürmete lâyık; namuslu; hatırı sayılır, epeyce, hayli; ahlâk veya davranışları iyi; dış görünüşü iyi. spectably hürmete lâyık şekilde, namusu ile. respiration : teneffüs, nefes alma, solunum; nefes, soluk. respiratory : solunumla ilgili, solunumda kullamlan, solunumun sebep olduğu. respiratory system solunum sistemi. resplendent : parlak, şaşaalı, göz alıcı resplendence, resplendency parlaklık, şaşaa . responsible : mesul, sorumlu; sağduyulu; itimada layık; borcunu ödeyebilecek durumda olan; mesuliyetli. They are responsible to me for the results So nuçlardan onlar bana karşı mesuldür. responsibly itimada layık olarak. restitution : bir şeyi sahibine iade etme; zararı ödeme; onarma. restoration : onarma ve düzeltme; restore etme; yenileme, eski haline getirme, eski mevkiini iade etme: iyileşme; bir şeyi sahibine iade etme: bir şeyin asıl şeklini gösteren model. the Restoration İngiltere'de Restorasyon devri: 18. Lui devrinde Borbonların tekrar iktidarı ele geçirmeleri restorative : onaran ve düzelten, iyi hale koyan; ayıltıcı ilaç. restriction : sınırlayan kural, şart, hudut sınırlama, kısıtlama, tahdit. resuscitate : .ölüyü diriltme ölü gibi olanı ayıltmak; batmış ve unutulmuş şeyi tekrar meydana çıkarmak. resuscita'tion canlandırma, canlandırılma, di- riltme. resuscitative diriltici, canlandırıcı . residentiary : oturan, mukim (kimse), sakin. respirometer : solunumu ölçen alet; tazyikli oksijen vasıtasıyle dalgıca temiz hava veren alet, respirometre . restaurateur : lokantacı. resurrection : kıyamet, yeniden dirilme veya diriltme; yeni hayat bulma, canlanma. Reserved Word : (bilg.) Korunmuş Sözcük Response Time : (bilg.) Yanıt Süresi Resource Meter : (bilg.) Kaynak Ölçer respectability : hürmete lâyık olma, itibar, saygınlık. responsibility : mesuliyet, sorum, sorumluluk. Restore Button : (bilg.) Geri Yükleme Düğmesi Restore Wizard : (bilg.) Geri Yükleme Sihirbazı restitutioinintegrum : (Lat.), (huk.) eski halin iadesi, eski hale getirme. resorcin , resorcinol : (kim.) reçineden alınıp boya veya ilâç imalinde kullanılan billursu bir bileşim. resilience , resiliency : geri fırlama, seğirdim yapma; esneklik; çabuk iyileşme kabiliyeti. Resource Allocation View : (bilg.) Kaynak Ayırma Görünümü |