soZzluk.com Tam olarak

Tümce olarak

resin : sakız, çam sakızı, reçine. resiniferous sakız hasıl eden, sakız verir. resinol renksiz reçineli alkol; cilt kaşınmasına karşı kullanılan sarı bir yağ. resinous sakız nevinden, sakızlı, sakızdan çıkan. resiny sakızlı, sakız gibi.


reside : oturmak, ikamet etmek, sakin olmak, mukim olmak.

resist : karşı durmak, mukavemet etmek; dayanmak, tahammül etmek; bir yüzeyi paslanma veya çürümeden korumak için sürülen bir madde; kumaş boyacılarının kullandığı tutkal gibi ve kimyasal tesire karşı gelen madde.

Resize : (bilg.) Yeniden Boyutlandırmak


residue : kalan şey, artık, fazla şey; (huk.) ölmüş kimsenin bütün borçları ve vasiyetleri ödendikten sonra geriye kalan tereke.


resident : oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); bir yerde oturan kimse, yerli; bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili.

Resident : (bilg.) Yerleşik

residual : fazla ve artakalan, artık; artık, artan şey; (mat.) iki hesap sonucu arasındaki fark; gözlem ve hesap sonuçları arasındaki fark; (A.B.D.) tekrar kullanılan bir filim veya plak için ödenen para.

residuum : (çoğ.) -ua) artan şey; kimyasal bir işlemden artakalan madde, tortu; ölmüş bir kimsenin borç ve masrafları ödendikten sonra geriye kalan mal veya para.


residence : oturma, ikamet; ev, mesken, hane, ikametgâh; yer; ikamet müddeti. declaration of residence ikamet beyannamesi. residence permit ikamet tezkeresi.

residency : bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas devresi.

residuary : fazla ve artakalan, artık. residuary clause (huk.) bir vasiyetnamede malın taksiminden sonra geriye kalan (kıs.)mın tahsisi hakkındaki hüküm. residuary estate mal bölümünden sonra açıkta kalan mülk. residuary legatee malın taksiminden sonra kalan servetin vârisi.

resilient : geriye fırlayan, seğirdim yapan; uzanıp (kıs.)alan, elastiki, esnek; çabuk iyileşir (bünye)

resistant : karşı gelen, direnen, mukavemet eden (şey veya kimse)

resistive : mukavemet eden, mukavemet kabilinden, dirençli. resistivity mukavemet kuvveti, (fiz.) özdirenç.


Resiliency : (bilg.) Dayanıklılık

resistible : karşı konulabilir, dayanılabilir, mukavemet edilebilir. resistibil'ity mukavemet kuvveti, dayanma imkânı.

resistless : dayanılmaz, karşı durulmaz.

resistsnce : mukavemet, direnme; karşı gelme; mukavemet eden kuvvet; (elek.) mukavemet, direnç, rezistans. resistance box (elek.) rezistans kutusu. resistance coil (elek.) rezistans bobini. passive resistance pasif direniş.


residential : ikamete yarar, içinde oturulur, ikamete mahsus. residential quarter bir şehirde ikametgahların çok olduğu semt.


residentiary : oturan, mukim (kimse), sakin.


resilience , resiliency : geri fırlama, seğirdim yapma; esneklik; çabuk iyileşme kabiliyeti.



soZzluk.com
Anahtar Kelimeler : İngilizce Türkçe Sözlük, Online Sözlük, English Turkish Dictionary, Online Dictionary
Bulundurma hizmeti @syanet Internet Hizmetleri tarafından sağlanmaktadır.

sleytr.net | Sayfa Cevir Bookmarklet